Türk Loydu Vakfı’nın 71. Olağan Genel Kurulu, Tuzla’daki vakıf merkezinde gerçekleştirildi. Genel kurul toplantısına, İMEAK Deniz Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Tamer Kıran, yönetim kurulu üyeleri ve Türk Armatörler Birliği Başkanı Cihan Ergenç başta olmak üzere sektörün önde gelen temsilcileri katıldı.
Genel kurulun açılışında konuşan Prof. Dr. Oral Erdoğan, 78 delegeden oluşan yapının Türkiye denizcilik ve sanayi dünyasının güçlü bir birlikteliğini temsil ettiğini vurguladı. Üç yıllık görev süresi boyunca yönetim kurulunun üstlendiği sorumlulukları yerine getirdiğini belirten Erdoğan, verilen sözlerin uygulamaya geçirildiğini ifade etti.
Küresel ölçekte yaşanan ekonomik ve siyasi gelişmelere de değinen Erdoğan, dünyanın giderek daha zorlu bir sürece girdiğini belirterek kurumların bu yeni döneme uyum sağlamasının önemine dikkat çekti. Türk Loydu’nun köklü geçmişine atıfta bulunan Erdoğan, özellikle IACS üyeliğini kurum açısından kritik bir eşik olarak değerlendirdi.
GMO kontenjanında tablo ve oy dağılımı
Başkanlık yarışında mevcut başkan Prof. Dr. Oral Erdoğan, başkan vekili İsmail Cengiz Ünlü ve önceki dönem TMMOB Gemi Mühendisleri Odası Başkanı Bülent Hüseyinoğlu aday oldu. Üç adayın yarıştığı seçimde Prof. Dr. Oral Erdoğan yeniden başkanlığa seçildi. Toplam 78 delegenin oy kullandığı genel kurulda yönetim kurulu adaylarına verilen oylar da netleşti. Cihan Bayrak 57 oyla en yüksek oyu alırken, Gürsel Yıldız 53 oy, Oral Erdoğan ise 52 oy aldı. Sonuçlara göre TMMOB Gemi Mühendisleri Odası kontenjanında en yüksek oyu alan beş aday yönetim kuruluna girerken; denizcilik sektörü kontenjanından Yılmaz Onur, sanayi sektörü kontenjanından Adil Erkoç, sigorta sektörü kontenjanından ise Ufuk Teker ve Özgür Obalı yönetimde yer aldı.
“Güven çok katmanlı bir yapıya dönüştü”
Türkiye Sigorta Birliği Başkanı Ahmet Yaşar ise konuşmasında, Türk Loydu’nun çok paydaşlı yapısının önemine işaret etti. Denizcilikten sanayinin stratejik alanlarına uzanan geniş etki alanına dikkat çeken Yaşar, kurumun yalnızca bir klas kuruluşu olarak değil, aynı zamanda güvenin teknik çerçevesini belirleyen bir yapı olarak konumlandığını ifade etti.
İklim değişikliği, tedarik zinciri sorunları, enerji maliyetlerindeki dalgalanmalar ve jeopolitik gelişmelerin sektörleri doğrudan etkilediğini belirten Yaşar, risklerin giderek daha dinamik ve çok boyutlu hale geldiğini söyledi. Bu yeni tabloda güvenliğin tek başına teknik ya da finansal yeterlilikle sağlanamayacağını vurgulayan Yaşar, daha bütüncül ve iş birliğine dayalı bir yaklaşımın önem kazandığını dile getirdi.




